
Kalp kapakları, kalbin kan akışını yönlendiren hayati yapılar olup; herhangi bir bozulma, kalp fonksiyonlarını ciddi biçimde etkileyebilir.
Günümüzde kalp kapak hastalıklarının tedavisi artık yalnızca cerrahi müdahalelerle sınırlı değil; erken tanı, gelişmiş görüntüleme yöntemleri, modern cerrahi teknikler ve uzun dönem takip sistemleriyle çok daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Prof. Dr. GÖKHAN GÖKASLAN, bu alanda geliştirdiği bütüncül tedavi protokolleriyle hastalarını sadece ameliyat sürecinde değil, hayat boyu bir kalp sağlığı programı içinde izlemektedir.
Kalpte dört ana kapak bulunur: mitral, aort, triküspid ve pulmoner kapaklar.
Bu kapaklar;
Daralma (stenoz)
Yetersizlik (regürjitasyon)
Yapısal deformasyonlar gibi nedenlerle görevini yerine getiremediğinde, kalbin pompalama gücü azalır ve organlara yeterli oksijen iletilemez.
Belirtiler şunları içerebilir:
Kalp kapak hastalıklarında gelişmiş takip ve tedavi yaklaşımları;
özellikle tercih edilen bir yöntemdir.
Hasta, detaylı bir fizik muayene ve ekokardiyografi ile değerlendirilir. Kapaktaki bozukluğun tipi, derecesi ve etkisi belirlenir.
Gerekli durumlarda transözofageal EKO, kardiyak MR veya BT ile kapak yapısı detaylı analiz edilir. Fonksiyonel değerlendirme yapılır.
Hastanın yaşına, yaşam tarzına ve hastalığın şiddetine göre cerrahi veya medikal tedavi kararı verilir. Gerekiyorsa minimal invaziv cerrahi planlanır.
Kapak tamiri ya da değişimi gerçekleştirilir. Bazı vakalarda TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) gibi cerrahisiz girişimler tercih edilir.
Düzenli eko kontrolleri, ilaç ayarlamaları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile hastalık progresyonu yavaşlatılır. Hastanın yaşam kalitesi izlenir.
Prof. Dr. GÖKASLAN, kalp kapak hastalıklarının ileri evreye ulaşmadan doğru şekilde tanı alması ve bireysel tedavi planlarıyla yönetilmesi konusunda ülkemizde öncü çalışmalara imza atmıştır. Minimal invaziv kapak cerrahileri, klasik onarım teknikleri ve cerrahi dışı tedavi alternatiflerinde geniş bir klinik deneyime sahiptir. Uyguladığı gelişmiş takip protokolleri sayesinde hastalarının yaşam kalitesini koruma ve komplikasyonları önleme noktasında yüksek başarı oranları elde etmiştir.